Nafaka, Türk Medeni Hukuku´nda, ekonomik olarak zayıf durumda olan bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere diğer bireyden talep edebileceği parasal bir yükümlülüğü ifade eder. Nafaka yükümlülüğü, aile birliğinin korunması ve boşanma sonrası sosyal adaletin sağlanması açısından büyük öneme sahiptir. Türk Hukuku´nda nafaka düzenlemeleri hem boşanma sürecinde hem de evlilik dışı hallerde uygulanabilir. Bu makalede nafaka türleri, şartları, yargılama usulü ve Yargıtay’ın emsal kararları detaylı bir şekilde ele alınacaktır.
Boşanma davası süresince, eşlerden birinin geçimini sağlayabilmesi için diğer eşten talep ettiği geçici nitelikteki nafakadır. Bu nafaka, mahkeme tarafından re’sen ya da talep üzerine hükmedilir.
Emsal Karar (Yargıtay 2. HD, 2016/2210 E., 2016/13067 K.):
“Boşanma davası sürecinde eşin ekonomik olarak zor durumda kalacağı açıkça ortadayken, tedbir nafakası talebinin reddi usul ve yasaya aykırıdır.”
Boşanma sonrası, yoksulluğa düşecek olan tarafın diğerinden talep edebileceği nafakadır. Sürekli nitelikte olup, koşullar değişmediği sürece devam eder.
Emsal Karar (Yargıtay 2. HD, 2017/3564 E., 2017/11963 K.):
“Yoksulluk nafakası istemi, boşanma kararı kesinleşmesinden sonra 1 yıl içinde ileri sürülmemişse süre aşımı nedeniyle reddedilmelidir.”
Boşanma sonucu velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocukların bakım ve eğitimi için ödemekle yükümlü olduğu nafakadır. Çocuğun reşit olmasına kadar devam eder.
Emsal Karar (Yargıtay 3. HD, 2018/4254 E., 2018/7392 K.):
“Çocuğun özel okulda eğitim görmesi, iştirak nafakasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gereken önemli bir unsurdur.”
Altsoy, üstsoy ve kardeşlerin birbirlerine karşı bakım yükümlülüğünden doğan nafakadır. Aile dışında da (örneğin anne-baba, çocuk, kardeş) bir bireyin geçimini sağlayamayacak durumda olması hâlinde talep edilebilir.
Emsal Karar (Yargıtay 3. HD, 2019/11872 E., 2020/3346 K.):
“Üniversite eğitimini sürdüren çocuk için, reşit olsa dahi yardım nafakası talebi mümkündür.”
Nafaka miktarının belirlenmesinde, hakimin takdir yetkisi geniştir. Hakim, nafaka talep edenin ihtiyaçlarını ve diğer tarafın ödeme gücünü göz önünde bulundurur. Ayrıca ülkenin ekonomik durumu, enflasyon oranları ve tarafların yaşam standartları da dikkate alınır.
Nafaka davaları, basit yargılama usulüne tabidir. Delillerin sunulması, tanık dinlenmesi, ekonomik durum araştırması yapılması mümkündür.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca, tarafların mali durumunda veya ihtiyaçlarında değişiklik olması halinde nafaka miktarında değişiklik yapılabilir.
Emsal Karar (Yargıtay 3. HD, 2017/11428 E., 2018/9340 K.):
“Yoksulluk nafakası alacaklısı asgari ücretle düzenli bir işe başlamışsa, nafakanın kaldırılması mümkündür.”
Nafaka borcunu yerine getirmeyen eş hakkında İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi gereğince tazyik hapsi uygulanabilir. Ayrıca nafaka alacaklısı icra yoluna başvurarak tahsil sürecini başlatabilir.
Emsal Karar (Yargıtay 12. HD, 2020/2141 E., 2020/5506 K.):
“Nafaka borcunun ödenmemesi durumunda, borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir.”
Türk hukuk sisteminde nafaka kurumu, hem eşlerin hem de çocukların ekonomik güvenliğini sağlamak adına önemli bir araçtır. Yargı kararları, her olayın kendi somut koşullarına göre değerlendirilmesini ve hakkaniyetli çözümler üretilmesini esas alır. Bu nedenle nafaka davaları, hem medeni hukuk hem de sosyal devlet ilkeleri açısından ciddi bir düzenleme alanıdır. Uygulamada karşılaşılan farklı durumlar, yargının içtihatları ile şekillenerek gelişimini sürdürmektedir.
Nafaka hukuku ile ilgili merak ettiklerinizi ofisimizi ziyaret ederek Eskişehir Nafaka davası avukatı Avukat Nazlı Kartal ´dan danışmanlık hizmeti alarak öğrenebilirsiniz.